Stokta

Renk Kimyası

1,097.00 

Renklerin insanlar üzerindeki büyüleyici etkisi binlerce yıl öncesine dayanmaktadır ve bu mucizevi güzellik çok uzun zaman önce insanlar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. İlk boya pigmenti, yaklaşık 40.000 yıl önce keşfedilmiştir.

Kategoriler:

Açıklama

Renklerin insanlar üzerindeki büyüleyici etkisi binlerce yıl öncesine dayanmaktadır ve bu mucizevi güzellik çok uzun zaman önce insanlar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. İlk boya pigmenti, yaklaşık 40.000 yıl önce keşfedilmiştir. Toprak, hayvansal yağ, kömür ve kireç gibi doğal hammaddeler kullanılarak üretilen boyalar; kırmızı, sarı, kahverengi, siyah ve beyaz olmak üzere 5 renkten oluşan bir renk paleti içermektedir. Zamanın başlangıcından bu yana doğada bulunan renk çeşitliliğinin üretim ayağı, onları günlük hayatımızda kullanmaya başladıkça hızla artmış ve yeni renk pigmentleri birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır. Mağara resimlerinden, Rönesans’a kadar hayatımızın bir parçası haline gelen renklerin günümüzde eriştiği çeşitlilik milyonlar ile ifade edilecek bir düzeye ulaşmıştır.
Fransız renk tarihçisi Michel Pastoureau’ya göre, “rengi yapan ve ona anlam veren doğadan ziyade toplumdur ve bir manzaradaki renk güneş ışığı gibi sürekli değişen bir şeydir.”
“Renk Kimyası” yazımına 2018’de başladığım ve bitirmeye çalıştıkça kendi içinde büyüyen bir kitap. Kimyanın renkler ile ilişkisi ve insanlık tarihine bıraktığı izleri takip etmek zor ve bir o kadarda keyifli bir süreç oldu.
Mağara resimlerinde başlayan bu deneyimde yolum on binlerce yıl duvarda kalabilmeyi başarmış pigmentlerle başladı.
Afganistan’ın İndus vadisindeki lapis lazuliden elde edilen, ultramarinden de geçti yolum, duvarlarındaki çarpıcı kırmızının kaynağı civa sülfür içeren bir mineralden elde edilen parlak kırmızı ile boyalı Pompei’ deki gizemler villasından da. Giysilerde, gıdalarda ve duvar kâğıtlarında kullanılan ve kullanıldığı her yerde ölüm saçan arsenikli zümrüt yeşiline de düştü yolum, gerçek mumyalardan yapılan kahverenginin ardındaki ürküten gerçeğe de. Van Gogh’un ölümü ile ilişkili olduğu varsayılan sarı, Napolyon’un ölümü neden olduğu düşünülen yeşil ile tanıştım, beni çok ürkütse de. Bugün değer biçilemeye Rönesans tablolarının ardındaki gerçekler hiç sevimli değiller.
Bir işgalin ardından bugün folklorik olarak çok önemli bir yere koydukları karmen kırmızısı ile tanışan İspanyol denizcilerin böceklerden elde edilen bu çarpıcı kırmızı ile büyük bir zenginlik kaynağı yarattığı ve kültürlerine bu kırmızı ile nasıl bir katkı sağladıklarını öğrenmek şaşırtıcıydı. İneklerden elde edilen Hint sarısı, tanrılara sunulmadan önce kurbanlara sürüldüğü düşünülen Maya mavisinin ardındaki gerçekler, renk dünyasının karanlık yüzü oldu.
Bu kitapta renklerin anlatımına tarihçeden başlanmıştır. Renklerin mağara duvarlarından başlayan yolculuğu, bazen Mısır mavisinden, Mezopotamya’dan, Rönesans ressamlarının tuvalinden, mora doğan Bizans imparatorlarının taht odasından, turkuazdan ve tabii ki Türk kırmızısından geçmiştir.
Renklerin bilimsel yanı, renk teorileri, kimyasalların nasıl renkli oldukları açıklanmış, renk listeleri verilmiştir. Yine Perkin Elmer’in tesadüfen sentetik mor rengi keşfinden sonra başlayan boya endüstrisinin gelişimine yer verilmiştir. Sonrasın da ise; doğal ve sentetik boyaların, tekstil, gıda ve kozmetik endüstrisinde nasıl kullanıldığına yer verilmiştir.
Renk ile ilgili bütün bilimsel gerçeklerin yanısıra, gerek tarihsel akış, gerek efsanevi renk öyküleri ve gerekse sanat eserleri ile ilişkili gerçeklerin, endüstriyel uygulamaların bir arda olduğu bu kitap farklı kesimlerden herkese faydalı olacak, eğitime, endüstriye ve entelektüel birikime katkı sağlayacak gerçek bir başucu kitabı olması düşüncesi ile hazırlanmıştır.
Neden mi?
Bir yazarın da ifade ettiği gibi; “İnsanlık tarihi kimyadan yapılır”.
Bütün okurlarıma faydalı olması dileğiyle.
Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir